Abdulbâri Atwan
Hamas komutanı Mahmud El-Mebhuh’a Dubai’de düzenlenen suikastın İsrail’e uğrattığı büyük zarar sadece teröre başvuran, Batılı müttefiklerini sırtından vuran ve terör eylemlerini kolaylaştırmak için müttefiklerine ihanet ederek pasaportlarını kullanan bir devlet imajının ortaya çıkmasıyla sınırlı kalmıyor. Bilakis Batı’nın inandığı ve Arapların da doğru olduğunu sandığı en büyük hurafe de; “Mossad hurafesi” de çökmüştür.
İsrailliler kendilerini Batı dünyasına, terörle savaş, casusluk ve aşırılıkçı gruplara nüfuz etme uzmanı olarak sunmuşlardı. El-Mebhuh suikastı ise, aslında geri kalmış bir ekole ait ve modası geçmiş yöntemler izleyen ‘amatörlerden’ ibaret olduklarını ispatladı.
Mossad yalanının çökmesiyle birlikte, ‘İslamcı terör’e karşı savaştaki sözde rolleri sebebiyle Batı ülkeleri tarafından korunan ‘Arap diktatörleri yalanı’ da çöktü. Bu diktatörlerin yolsuzlukları ve baskıcı güvenlik birimleri nedeniyle söz konusu ‘terör’ün arttığını ve nüfuz alanının genişlediğini gördük. Dolayısıyla, Batı’nın söz konusu müttefiklerinin var olmayan, hatta ters etkiye yol açan ‘uzmanlık’ları karşısında ödediği fatura da katlanıyor.
Mossad şöhretini çalışanlarının dehası sayesinde değil, Arap muadillerinin zayıflığı sayesinde elde etmişti. Arap istihbarat birimleri, halkın yiyeceğinden ve paralarından oluşan dev bütçeler tüketmelerine rağmen, birçok nedenle başarısızlıktan başarısızlığa koşuyorlar. Bu nedenlerin başında, bütün ilgilerini ve çabalarını rejimi korumaya, ömrünü ve yolsuzluklarını uzatmaya yoğunlaştırarak vatanı ve vatandaşı koruma misyonundan sapmaları geliyor.
Mossad ajanlarının Dubai polisi gibi uyanık ve çağdaş bir güvenlik birimi karşısında amatör öğrencilere dönüştüğünü gördük. Çünkü Dubai polisi yıllar önce dijital çağa girmiş ve istihbarat alanında önde olan birçok devleti geride bırakarak bilgileri tahlil etmede ve en ince ayrıntısına kadar sonuca ulaşmada hiç de normal olmayan bir deneyim kazanmıştı.
***
Mossad hücresinin suikast başarısına dair ilk haberlerin gelmesinin ardından sevinerek ve kibirlenerek tavus kuşu gibi kabaran İsrail Dışişleri Bakanı Avigdor Lieberman’ın yüzü, İrlandalı meslektaşının karşısında asılmıştı. Zira İrlanda Dışişleri Bakanı kendisini, bu terör suçunda pasaportlarının kullanılması ve kundaktaki çocuğu bile ikna etmeyecek basit yöntemlerle yakasını kurtarma amaçlı ümitsiz girişimleri dolayısıyla azarlamıştı.
Eğer bu eylemin arkasındaki güç Mossad değilse, Avrupa dışişleri bakanları niçin İsrailli meslektaşlarını açıklama yapmaları için Brüksel’e çağırıyor? Eğer İsrail Lieberman’ın iddia ettiği gibi masumsa, niçin Britanya, İrlanda ve Fransa aynı amaçla başkentlerindeki İsrail elçilerini çağırıyor? Kimi kandırmaya çalışıyorsunuz?
Mossad’ın sözde efsanesi, Dubai Emirliği’nde alçaltıcı bir şekilde yıkıldı. Zira şöhreti öldürme ve terör üzerine kurulu olan bu birimin liderleri son derece aptal kimseler. Dünyanın geliştiğinin, kendi yöntemlerinin ve uzmanlıklarının geri kaldığının, saygınlıklarının da hâlâ taş devrini yaşayan Arap istihbarat birimlerini korkutmak için kasıtlı olarak abartıldığının farkına varamadılar.
Mossad’a bağlı 20 kişi, turist olarak yılda milyonlarca kişinin ziyaret ettiği ılımlı ve barışçı bir Arap ülkesinde silahsız bir kişiye suikast yapmak için donatılıyor. Burada dahilik ve yaratıcılık nerede?!.
Eylemi gerçekleştiren timin görüntülerini izlediğimde, 1950’li veya 60’lı yıllara ait siyah-beyaz bir Mısır filmi izlediğim hissine kapıldım. İstihbarat ajanları şapka veya peruk takmışlar, tenis kıyafetleriyle dolaşıyorlar, takma sakal veya bıyık kullanıyorlar. Görünüşe göre, 1500 kameranın bulunduğu, otellerinin bütün koridorlardaki ve lobideki karıncaları bile tespit eden kameralarla donatıldığı bir şehirde olduklarını bilmiyorlar.
***
Batılı hükümetler, sözde terörle savaşlarında güvenilir bir araç olarak dayandıkları İsrail’in sahte güvenlik efsanesini tamamen gözden geçirerek, Mossad’ın açık başarısızlığından dersler çıkaran ilk hükümetler olmalılar.
Uçaklardaki Arap ve Müslüman yolcuların isimlerini ve kimlik bilgilerini terör örgütlerine bağlı olup olmadıklarını tespit için en önemli referans olarak gördükleri Mossad’a göndermeleri bu hükümetler için utanç verici bir durum. Üstelik bu referansın sicili, başarısızlıklar ve öldürücü hatalarla dolu.
Bazı Avrupa ve Afrika ülkelerinin on milyonlarca dolar ödeyerek güvenlik birimlerine terörle savaş eğitimi vermek üzere İsrailli uzmanlar getirtmeleri utanç verici bir durumdur. Çünkü bu uzmanlar, “Hizbullah”a veya “Hamas” Hareketi’ne karşı mücadeleyi utanç verici bir şekilde kaybettiler. İki hareket de aradaki maddi ve beşeri imkan farkına rağmen İsrail güvenlik birimlerinin içine sızıp güpegündüz kendi kalelerinden askerlerini kaçırmayı başardı.
***
Arap hükümetleri de, Dubai’deki başarısız eylemden dersler almalı ve Mossad’ın birçok Arap başkentindeki suikast eylemleriyle kendini gösteren ihlalleri gibi yeni ihlalleri engellemek için bütün güvenlik organlarını ve çalışma yöntemlerini gözden geçirmelidir.
Elde olmayan cihazları satın almak için çok büyük miktarda bütçeler falan gerekmiyor. Dubai’de Mossad ajanlarının aptallığını ortaya çıkaran kameralar halihazırda Arap başkentlerinde birçok dükkanda satılıyor. Kurulup çalıştırılması için yabancı uzmanlara gerek yok. Sadece iktidarla aynı aşiretten veya akraba oldukları için değil, yeterlilikleri sayesinde atanmış samimi görevlilere ihtiyaç var.
Güvenlik birimlerine yakın veya onlar tarafından korunan, hatta güvenlik birimleri kontrolünde faaliyet gösteren işadamlarının kazançlarının yüzde onu dahi, tek bir güvenlik birimi değil, yeterli ve etkin birkaç güvenlik biriminin kurulmasına yeter.
“Mossad” efsanesi yıkıldı ve Arap rejimleri şu an olduğu gibi vatanın ve vatandaşın aleyhine değil lehine çalıştığında, pusulasını bu ümmetin akidesi için gerçek tehlike kaynağı “İsrail”e döndürdüğünde iyice dibe batacaktır.
El-Kuds El-Arabi gazetesi
|