Abbas ve Arafat’ın Sonu
Print Email
Abbas ve Arafat’ın Sonu
[ 26/01/2010 - 10:12 AM ]

Dr. Fâyiz Ebu Şemmale

Mahmud Abbas’ın şehit Yasir Arafat’ın sonu gibi bir sona uğramaktan korktuğu çokça konuşulur oldu. Abbas’ın Filistin Devrim Konseyi üyeleriyle Ramallah’ta yaptığı özel oturumda Arafat’ı zehirlemeden üç yıl önce kuşatma altına aldığı gibi İsrail’in ciddi olarak kendisini öldürme niyetinin bulunduğunu söylediği Filistinli şahsiyetlerin bir çoğunun dilinde dolaştı ve gazetelerde yer aldı. Bu işin tehlikeli olduğunu ve basit birşey olmadığını söylüyorum. Filistin halkı bu olayı geçiştirmemeli ve üzerinde durmalı. Halkı hiçbir şey yapamadan; İcra Komitesi üyeleri, Merkez Komitesi üyeleri ve Devrim Konseyi üyeleri kımıldayamadan bir başkanın halkının gözü önünde öldürülmesi çok ayıp birşeydir. Mevcut başkan tasfiye edilse yerine yeni başkan seçmeyi kendilerine nasıl yedirebilecekler? İsrail her kızdığı Filistinli başkanı tasfiye edecek ve sonra da yetkili kurumlar onun yerine bir başkasını mı seçecek?

İsrail Abbas’ı tasfiye etse –tabii bu rivayet doğruysa- yerine yeni bir başkan seçmeye hazır Filistinli kurumlar bir yana, Abbas’ın sözleri üzerinde biraz duralım. Abbas, İsrail’i doğrudan şehit Arafat’ı tasfiye etmekle suçluyor. Bu suçlama, insanların şu iki soruyu sormasına yol açıyor:

Birincisi: Ebu Ammar’ın sonu tasfiye edilerek getirildiğine ve İsrail’i Arafat’ı tasfiyeye sevkeden sebepler bilinir hale geldiğine göre, bu durum Mahmud Abbas’ın yol arkadaşının kanına vefalı davranmasını gerektirmez mi? Ki kendisi de şayet tasfiye edilirse, Filistinli yetkili kurumlar kendisine vefalı davransın. Bu durum Mahmud Abbas’ın en yüksek makamın sahibi sıfatıyla ömür boyu en yakın arkadaşının katillerini resmen açıklamasını gerektirmez mi?

İkincisi: Şehit Arafat, Yahudilerin isteklerini kabul etmemekte sonuna kadar ısrar ettiği için İsrail tarafından tasfiye edilmişse, sen ey Abbas, nasıl onlarla barış yapılabileceğine inandın? Nasıl onlara güvendin ve Olmert ile onlarca kez bir araya geldin? Hatta kırışıklıkları arasında şehit Arafat’ın kanını taşıyan yanağını öptün?!

Buraya kadar yazdıklarım zaten biliniyor. Makalemde asıl söylemek istediğim bu değil. Bilakis şu noktaya işaret etmek istiyorum: İsrail’in tasfiye etmeden ve hatta tasfiye etmekle tehdit etmeden Mahmud Abbas’a baskı yapmak için kullanabileceği birçok yolu var. İsrail’in bağışta bulunan devlete mali yardımları kesmesini, dondurmasını, engellemesini ve hatta bir süre geciktirmesini söylemesi yeter. Bu durumdan şikayetçi olan memurlar ağlaşarak Ramallah caddelerine gösteri için çıkarlar ve Filistin Özerk Yönetimi’ne kayıtsız şartsız müzakerelere başlaması için baskı yaparlar. Bu, memurların vatansever olmadıklarını göstermez. Bilakis, Filistinli memurların ekmeğini müzakerelerin sürmesine bağlayan ve Filistin halkının sakalını dilediği gibi kısaltması için İsrail bıçağına teslim eden Filistin Yönetimi’nin dar ufuklu olduğunu gösterir. Avrupa Birliği’nin temsilcisi Christian Berger buna işaret etmiş ve yardımların devamının müzakerelerde ilerleme sağlanmasına bağlanacağı tehdidinde bulunmuştu.

İsrail istese Ramallah’taki bazı kişilere baskı yapabilir. Yardımları kesmekle ve ayrıcalıklara son vermekle, rahatça dolaşmaları ve yolculuk yapmaları için verilen kartları geri almakla, ticaret ve yatırım yapmaları ve geçiş noktalarından yasak maddeler sokmaları için gösterilen kolaylıkları artık sağlamamakla onları tehdit edebilir. Fakat İsrail’in çıkarı iki ihtimalde yatmaktadır: Birincisi; Filistinlilerle gizlice müzakerelerin yapılması ve bu müzakerelerin nereye kadar gidebileceğini bilmesi. İkincisi ise; direnişin yokluğunun keyfini çıkarması ve müzakerelerin yapılmamasına razı olması.

Yahudilerin Tevrat’ı ayak oyunlarına izin vermiyor muydu?!.

 

Page Top

 
 
 
  
 
 
Röportaj
 
      
 
   
Basından Seçmeler