Nekbe’nin Yıldönümü Hatıraları
Print Email
Nekbe’nin Yıldönümü Hatıraları
[ 18/05/2009 - 10:34 PM ]

Mühendis İbrahim Goşe

Birkaç gün sonra Nekbe’nin (Büyük Felaket’in) 61. yıldönümü gelecek. Ben, Filistin halkının tarihini ve geleceğini etkileyen bu hayati öneme sahip olayı gençliğinde yaşayan nesilden biriyim.

Mücahitlerin verdiği Kudüs savaşlarından bazılarına şahit oldum. Yine Ürdün Ordusu, Irak Ordusu gibi bazı Arap ülkelerinin askerlerini gördüm. Zorla göç ve etnik temizlik dönemini ve bununla birlikte gelen fakirlik ve muhtaçlık hallerini yaşadım. Haganah, İrgun ve Sterin terör örgütlerine karşı mücadele eden Arap savaşçıların kahramanlıklarıyla gurur duydum. Fakat 15 Mayıs 1948’e geldiğimizde Filistin kentlerinin çoğu doğrudan İngiliz yardımıyla ve Amerikan, Sovyet ve Avrupa ülkelerinin desteğiyle işgal edilmişti. Ardından mülteci kampları Arap ülkelerinin çoğuna yayıldı.

O zamanlar gençken işte şimdi ihtiyarladık. Fakat Filistin halkı teslim olmadı. Bir asra yaklaşan cihadının ardından Allah Teâlâ’nın izniyle teslim de olmayacak. Bugünlerde bile, bu murabıt halkın büyük çoğunluğu; Batı Yaka’da, Kudüs’te ve Gazze Şeridi’nde olsun, Yeşil Hat’tın içinde veya Filistin dışında olsun, tarihi Filistin’e ve Kudüs’e, Kudüs’ün tamamına sımsıkı bağlıdır.

Ortada Batı ve bir takım Arap ülkeleri tarafından destekli ve etkin küçük bir grubun var olduğu doğrudur. Bu grup siyaset ve medya arenalarında dolaşmaktadır. Lanetli işgalcinin çıkardığı VIP kartları ve kaynağı belirsiz paralar karşılığı ve sonu gelmeyen müzakerelere dayanarak babaların ve dedelerin topraklarından vazgeçmeye hazırdır.

Emperyalistlerin desteği olmasa, bu azınlığın hiçbir ağırlığı yoktur. Bu grup; direnişten, Kudüs’ten, Filistin’den, Filistinli mültecilerin vatana dönüş hakkından vazgeçmiştir. Bu arada “iki devletli çözüm” plağını dinliyoruz. İki devlet fakat hangi iki devlet? Filistin’de artık sadece Siyonist varlığın devleti ve Batı Yaka ile Doğu Kudüs’te Yahudi yerleşimcilerin devleti var! 1967’den bu yana oradaki Yahudilerin sayısı yarım milyona ulaştı. Filistinli Araplar ise ırkçı ayrım duvarı, Yahudi yerleşkeleri, yüzlerce geçiş noktası ve benzeri engeller nedeniyle birbirinden soyutlanmış bölgelerde yaşıyorlar.

Yahudiler dünyanın her yanından Filistin’e geldiler. Bir milyon Rusya’dan, bir milyon Fas’tan, yüz binlercesi ise Polonya’dan, Almanya’dan, Fransa’dan, Amerika’dan, Irak’tan, Yemen’den ve diğer ülkelerden göç etti.

Mescid-i Aksâ’ya, Eski Kudüs’e, Silvan’a, Şeyh Cerrah’a ve diğer yerlere karşı yürütülen Yahudileştirme faaliyetlerinin hiç arkası kesilmedi. Bunların sonuncusu, Maale Adomim yerleşkesini doğu yönünde 12 dönüm ve batı yönünde Kudüs’e kadar 12 dönüm genişletmek için yapılan yoğun planlama çalışmalarıdır. Bu şekilde Batı Yaka ikiye bölünecek ve Maale Adomim yerleşkesinin nüfusu 100 bin kişiye çıkarılacak. Maale Adomim, doğudan gelebilecek herhangi bir Arap veya İslam saldırısına karşı koyacak tam teşekküllü bir kent haline gelecek. Halihazırda Arapların ve Arap ülkelerinin hali böyle; hâlâ bozuk mallarını Arap barış girişimi adı altında satışa sunuyorlar.

Fakat buna rağmen; can sıkıcı şeylerin yanında geleceğe yönelik olumlu işaretler de var. Bu olumlu işaretleri şu şekilde özetleyebiliriz:

- Gazze Şeridi’ndeki Furkan Savaşı. Bu savaş dünyaya Filistin halkının bundan sonra yenilmeyeceği, toprağından vazgeçmeyeceği ve başka bir ülkeye göç etmeyeceği mesajını verdi. Filistin halkı bugün çadırlarda yaşamakta ve kerpiçten evler yapmakta fakat Yahudilerin, Amerikalıların, Avrupalıların ve onların safında yer alanların iradesine boyun eğmemektedir.

- Filistin toprakları dışında yaşayan Filistinliler arasında vatana dönüş bilincinin yayılması. Bunun son örneği bu ayın başlarında Milano’da yapılan kongre ve 2008’in sonlarında Şam’da düzenlenen konferanstır.

- Batı Yaka’da ve Kudüs’te kişisel direniş eylemleri olgusunun yayılması. Bu eylemler, tüm dünyaya işgalcinin işgalinin keyfini çıkaramayacağını ilan etmektedir.

- Ölüm ve yaralanma tehlikesine rağmen çeşitli Filistin beldelerinde; özellikle de Belin, Nalin ve benzeri köylerde yabancıların da katılımıyla gerçekleştirilen halk gösterilerinin yayılması.

Can sıkıcı şeyler ise şöyle özetlenebilir:

- Mısır rejiminin Rafah Kapısı’nı kapalı tutarak Gazze’ye uygulanan ambargoyu sürdürmesi ve Yahudilerle sıcak ilişkileri. Netanyahu’nun Mısır’a davet edilmesi ve Yahudilerin bağımsızlık bayramının, yani Filistinlilerin başına gelen Büyük Felaket’in kutlanması bunlardandır.

- Mahmud Abbas Yönetimi’nin Batı Yaka’da direnişe, özellikle de Hamas ve İslami Cihad’a baskı uygulaması, direnişi boğmak için Amerikalı General Dayton’dan yardım alması ve üç yeni tugay oluşturması.

- Filistin’de ve Lübnan’da İslami direniş aleyhine propaganda yapılması ve bazı Arap ülkeleriyle Siyonist düşman arasında açıktan yürütülen koordinasyon.

Page Top
 
 
 
  
 
 
Röportaj
 
      
 
   
Basından Seçmeler