|
Filistin Enformasyon Merkezi
8 Aralık 1987, Filistin'de Siyonist işgal rejime karşı topluca baş kaldırma niteliği taşıyan intifada hareketinin başlangıç tarihidir. Bu yılın Kurban bayramının birinci günü olan 8 Aralık Pazartesi günü de intifadanın 21. yıldönümünü idrak ettik.
İntifadanın Başlaması ve Yayılması
Filistin toprakları üzerinde Siyonist işgal devletinin kurulmasıyla birlikte Filistin halkı da çeşitli örgütler kurarak bu yönetime karşı mücadeleler gerçekleştirdi. Zaman zaman çeşitli kanlı çatışmalar oldu. Ancak en geniş çaplı mücadele 8 Aralık 1987 tarihinde Filistin İslâmi Direniş Hareketi'nin öncülüğünde başlatılan intifadadır. İntifada, 7 Aralık 1987 tarihinde Filistinli işçileri taşıyan arabaya bir Yahudinin kamyonetiyle çarparak dört Filistinlinin ölümüne dokuz Filistinlinin de yaralanmasına sebep olması üzerine başladı. Olayda ölen ve yaralanan Filistinliler Gazze Şifa Hastanesi'ne getirildi. Üyelerinin tamamı İslâmi Hareket mensubu olan Gazze İslâm Üniversitesi Öğrenci Meclisi de Şifa Hastanesi'ne giderek yaralılarla ve ölenlerin aileleriyle ilgilenmeyi kararlaştırdı. Bu kararlarını hoparlörlerle duyuran öğrenciler halkı da Şifa Hastanesi'nin etrafında toplanmaya çağırdılar.
Halk Gazze İslâm Üniversitesi Öğrenci Meclisi'nin çağrısına uyarak 8 Aralık 1987 sabahı erken saatlerden itibaren Şifa Hastanesi'nin etrafını sarmaya başladı. Arkasından Yahudi askerler gelerek kalabalığın dağılmasını istediler. Kalabalık dağılmamakta direnince askerler üzerlerine ateş ettiler. Ama halk yine dağılmadı ve Yahudi askerlere taşlarla saldırdı. İşte bu olay intifadanın başlangıcı oldu. Bu olaydan sonra Filistin'in ve özellikle Gazze bölgesinin her tarafında işgalci askerlere taşlarla saldırıldı.
İfade ettiğimiz üzere intifada İslâmi hareketin öncülüğünde başlatılmıştı. Daha sonra bu hareketin bütün Filistin'e yayılmasını ve bütün halk tabanına mal edilmesini sağlayan da İslâmi hareket oldu. 14 Aralık 1987 tarihinde yani intifadanın altıncı gününde Filistin İslâmi Direniş Hareketi (Hamas) adına Gazze'nin her tarafında bildiriler dağıtıldı. Bu harekete mensup gençler de Yahudi işgal kuvvetlerine karşı gerçekleştirilen çeşitli eylemlerde öncülük görevi görüyorlardı.
FKÖ'ye bağlı grupları temsil eden Birleşik Yönetim'in devreye girmesi ise ancak intifadanın başlamasından kırk gün sonra gerçekleşti. Filistin İslâmi Direniş Hareketi, FKÖ'ye bağlı grupları temsil eden Birleşik Yönetim'e girmedi ancak bu yönetimle zıtlaşmaktan ve Filistin halkı arasında ayrılığa yol açacak her türlü hareketten son derece kaçındı. 
İntifadayı Hazırlayan Sebepler
Yukarıda zikrettiğimiz olay intifada ateşinin ilk kıvılcımı olduysa da bu ateşi hazırlayan daha başka sebepler de vardı. Bunlardan bazıları şunlardır:
1.Zulüm ve baskının artık çekilemez dereceye ulaşması. Filistin halkı üzerindeki zulüm ve baskı İngilizlerin 1917'de o toprakları işgal etmesiyle başlamış ve Siyonist rejimin ortaya çıkmasından sonra da artarak devam etmişti. Bütün bu zulümler karşısında iyice sıkışan Filistin halkı artık direnmekten ve baş kaldırmaktan başka çaresinin olmadığını, hürriyeti başta olmak üzere her şeyini elinden zorla alan zulüm güçleri karşısında kaybedecek bir şeyinin bulunmadığını düşünüyordu.
2.İsrail rejiminin ekonomik baskısı. İsrail yönetimi Filistinlileri günden güne fakirleştirmek için çeşitli yollara başvuruyor, onların iş bulma imkânlarını daraltarak aralarında işsizlik oranının artmasına yol açıyor ve Filistinlilerin yaşadığı bölgeleri her türlü sosyal hizmetten mahrum bırakıyordu.
3.Siyonist Yahudilerin saldırıları. Aşırı dinci ve Siyonist Yahudilerin Filistinlilere yönelik saldırıları artmıştı ve İsrail rejimi de bu tür saldırıların önüne geçmek için hiçbir tedbir almıyordu. İntifadanın ilk kıvılcımını çakan kamyonetli saldırı da bunlardan biriydi.
4.Arap rejimlerinin Filistin halkını yalnızlığa itmesinin ve vaat ettikleri siyasi çözümlerden bir sonuç çıkmamasının Filistinlileri ümitsizliğe sevk etmesi.
5.İslâmi şuurlanma ve yükseliş. İslâmi şuurlanma halktaki cihad ve mücadele ruhunun, işgalden kurtulmanın tek yolunun cihad olduğu anlayışının güç kazanmasına vesile oldu. İslâmi şuurlanmanın güçlenmesinde camilerde, üniversitelerde ve değişik sosyal kurumlarda yürütülen eğitim ve tebliğ çalışmalarının önemli etkisi oldu.
İntifadayla Birlikte Yükselen İsim: Hamas
İntifada için ilk organizasyon Gazze İslâm Üniversitesi Öğrenci Meclisi tarafından yapılmıştır. Bu meclisin bütün üyeleri Filistin İslâmi Direniş Hareketi (Hamas)'nin mensuplarıydı.
İntifadayla birlikte adı duyulan Hamas, bu direnişin ilk organizasyonunda öncülük rolü yaptığı gibi, ikinci ayından itibaren periyodik bir şekilde halk kitlelerine hitap eden ve halk direnişini yönlendiren, direnişi sürdürenler için belirli programlar ortaya koyan bildiriler yayınlamaya başladı. Hamas, bir yandan da Siyonist düşman karşısında sürdürülmesi gereken mücadelenin mahiyetiyle ilgili görüşlerini ve Filistin'in çeşitli ulusal meseleleriyle ilgili siyasetlerini ve tutumlarını ortaya koyan bildiriler yayınlamaya başladı. 
İntifadanın Manevi Lideri: Ahmed Yasin
Bütün direniş hareketlerinde ve bağımsızlık mücadelelerinde mutlaka motor rolü üstlenen şahsiyetler bulunur. Bunların içinde arkalarındaki kitleleri zafere ulaştırabilenler kararlı tutumlarıyla temayüz edenlerdir. İşte Ahmed Yasin de Filistin intifadasında bir motor rolü üstlenmiş ve halkını davalarında asla taviz vermemeye teşvik edebilmek için sürekli kararlı bir tutum sergilemiştir. Bundan dolayıdır ki, kafasından başka bütün vücudunun felçli olmasına rağmen işgal yönetimini endişeye soktu.
İsrail'in İntifada Karşısındaki Tutumu
Siyonist İsrail yönetimi intifadayı durdurabilmek için çeşitli yollara başvurdu. İlk önce intifadaya katıldığı tespit edilenleri tutuklatarak mahkeme önüne çıkarmadan aylarca tutuklu bulundurma ve bu süre içinde kendilerini çeşitli işkencelere maruz bırakma yoluna başvurdu. Bu yöndeki uygulamaları istediği sonucu vermedi. Çünkü bu uygulama Siyonist İsrail'in başından beri başvurduğu bir metottu ve Filistin halkı artık bu zulüm karşısında boyun eğmemekte kararlıydı. İkinci bir metot olarak intifadaya katılanlar arasında ihtilaflar çıkarılması ve Filistinlilerin birbirine düşürülmesi yolunda çaba harcandı. İşgal yönetimi bunu gerçekleştirebilmek için önce adamlarına Hamas adına bildiriler dağıttırma yolunu denedi. Bu bildirilerde ayrılıklara ve tartışmalara sebep olabilecek ifadelere ve açıklamalara yer veriliyordu. Ama Hamas bu tür bildirilerle kendisinin bir ilgisinin olmadığını açıklayarak halkı bu konuda uyanık olmaya ve Hamas adına dağıtıldığı halde bu örgütün daha önce belirlediği politikaya ters içerik taşıyan bildirilerin etkisinde kalmamaya çağırdı. Dolayısıyla Siyonist işgal yönetiminin bu yöndeki çabaları da sonuç vermedi. İsrail yönetimi bu kez Hamas'ın tasvip edemeyeceği birtakım eylemleri kendi ajanlarına yaptırarak onların bu eylemlerin sorumluluğunu Hamas adına üstlenmelerini istedi. Ama Hamas, halk içinde kurduğu bir iletişim ve haberleşme ağı vasıtasıyla bu oyunun da başarısız kalmasını sağladı.
İşgal yönetimi bu hile yollarının yanı sıra zulüm ve baskı yollarına başvurmayı da ihmal etmiyordu. İnsanlar kitleler halinde tutuklanarak her türlü korumadan mahrum, sıcak kumsallarda, pislikten ve sivrisinekten geçilmeyen toplama kamplarına dolduruldular. Sonra eski başbakan İzak Rabin'in tavsiyesiyle Yahudi askerlere taş attığı belirlenen Filistinli çocukların kollarının kırılması işi başlatıldı. Onun "Kemik kıran Rabin" diye anılması bundan dolayıydı. Daha sonra taş atan çocukların evlerinin yıkılması kararlaştırıldı ve bu doğrultuda yüzlerce Filistinlinin evi yıkıldı. Ama bütün bu zulümler Filistin halkının kutsal mücadelesini, intifada hareketini durdurmaya yetmedi. 
İntifadanın Yayılması ve Gelişmesi
İntifada önce Yahudi askerlerin taşlanmasıyla başladı. Taş atma işini başlangıçta kalabalık kitleler yapıyordu. Sonra bunu daha çok çocuklar sürdürdü. Sonra yollara barikatlar kurulması, lastikler yakılması, askeri araçların yollarının kapatılması gibi eylemler gerçekleştirildi. Bu arada intifadanın başından itibaren bu direnişi organize edenlerin çağrılarıyla çeşitli gösteriler ve genel grevler düzenlendi. İntifadanın beşinci yılında taşlı saldırı eylemleri kısmen bıçaklı saldırılara dönüştü. Bu saldırılarda çok sayıda işgalci asker bıçaklanarak öldürüldü veya yaralandı. Altıncı yılında da silahlı eylemler başlatıldı. Hamas, Siyonist işgal kuvvetlerine karşı düzenlenecek silahlı saldırıları organize etmek ve yürütmek amacıyla Şehid İzzettin Kassam Tugayları adıyla askeri kanat oluşturdu. Hamas'ın bu yola başvurmasından sonra Fetih örgütü de öce el-Fetih Şahinleri adıyla bir askeri kanat oluşturdu. Sonra bu el-Aksa Şehitleri Tugayları’na dönüştü. İslâmi Cihad Hareketi de, Kudüs Tugayları adıyla bir askeri kanat oluşturdu.
İntifadanın Gerçekleştirdikleri
ABD başta olmak üzere Batılı ülkelerin çoğunun desteğine sahip olan İsrail, 1967 Haziran Savaşı'nda Suriye, Ürdün ve Mısır'a karşı gerçekleştirdiği askeri başarının da vermiş olduğu gururla kendisini Ortadoğu'nun yenilemeyen ülkesi olarak görüyordu. Bu gurur dolayısıyla 1982 yılında başkent Beyrut da dâhil olmak üzere Lübnan topraklarının önemli bir kısmını işgal etme, 1985 yılında da ABD 6. filosunun sağladığı destekle Tunus'taki FKÖ karargâhını bombalama cesareti gösterebildi. Yine değişik zamanlarda Irak'a ve Güney Lübnan'a karşı askeri harekâtlar düzenleyebildi. İntifada ise İsrail'in sanıldığı kadar güçlü olmadığını, aslında Arap ülkeleri karşısında bu derece rahat hareket edebilmesinin Filistin'in satılmasıyla başlayan oyunun devamı olduğunu dünyaya gösterdi. Hamas da bu gerçeği bir bildirisinde şu şekilde dile getirdi: "Arap âlemi barışa gönül bağlayacak kadar zayıf değildir. Yahudiler de istediklerini yaptıracak kadar kuvvetli değildirler. Fakat yöneticiler her zamanki gibi kendilerine verilen görevi yerine getiriyorlar."
İsrail kendisine karşı olan Filistinli grupların içerden değil dışarıdan tehlike oluşturacaklarını bunu savmak için de askeri gücünün yeterli olacağını sanıyordu. Ama intifada ona kendi geleceğini tehdit eden asıl tehlikenin içerde olduğunu ve sadece askeri gücünün buna karşı yeterli olmadığını gösterdi. Bunun yanı sıra intifada Siyonist rejime "Büyük İsrail" hayalini gerçekleştirmesinin kolay hatta mümkün olmayacağını da gösterdi. Bu yüzden Ehud Olmert Büyük İsrail idealinin sadece bir hayalden ibaret olduğunu itiraf etmek zorunda kaldı.
Siyonist rejim Filistin halkını mücadele ve savaş ruhundan uzaklaştırabilmek için kendi kültüründen ve inancından uzaklaştırmaya çalışıyordu. İntifada, halkın yeniden toparlanmasını, kendi inancına bağlı kalmasını ve yeniden mücadele ruhu kazanmasını sağladı. Özellikle intifadanın İslâmi hareketin öncülüğünde başlatılıp organize edilmesi İslâmi anlayışın halk nezdinde daha etkili ve güçlü olmasını sağladı.
İntifada Filistin meselesini yeniden dünya kamuoyunun gündemine getirdi. Siyonist rejimin hizmetindeki yayın kuruluşlarının çabaları sonucu unutulmaya yüz tutmuş olan Filistin meselesi böylece yeniden dünya kamuoyunun gündeminde ilk sıralarda yerini aldı.
İntifada karşısındaki başarısızlığı Siyonist İsrail ordusunu moral yönünden sarstı. O zamana kadar "yenilemeyen ordu" olarak adlandırılan bu ordu intifada karşısındaki acziyeti yüzünden psikolojik çöküşe maruz kaldı. Bu husus bizzat ordunun ileri gelenlerince de dile getirilmiştir.
İntifadanın önemli bir başarısı da İsrail ekonomisinde çöküşe ve zayıflamaya yol açmasıdır. ABD, İsrail ekonomisini kurtarabilmek için intifadanın başlamasından sonra bu ülkeye yaptığı ekonomik yardımı artırdı. Ancak bu da İsrail ekonomisini düzlüğe çıkarmak için yeterli olmadı.
İntifadanın bir diğer başarısı da bazı Yahudilerin kendilerini güven ve huzur içinde göremediklerinden işgal altındaki toprakları terk etmelerine yol açmasıdır. İsrail bu göçten kaynaklanan Yahudi nüfus oranındaki düşüşü telafi etmek amacıyla Etyopya'da yaşayan ve Falaşalar olarak adlandırılan siyah Yahudilerin tümünü, eski Sovyet cumhuriyetlerinde yaşayan Yahudileri ve daha başka bazı ülkelerdeki Yahudileri Filistin topraklarına nakletti. Ancak bunların da bazıları daha sonra Avrupa ülkelerine göç ettiler.
|