|
Filistin Enformasyon Merkezi
"Üzerine ateş açtılar.. Sonra Siyonist askerlerden bir kaçı gelerek öldüğünden emin olmak için üzerine şarjörlerini boşalttılar.." Filistinli vatandaş Mübarek Ahmed Eş-Şureyhi (34) yaşlı babasının son saldırılar sırasında Gazze Şeridi'nin güneyinde ve Han Yunus'un doğusunda Siyonist askerler tarafından nasıl idam edildiğini işte böyle anlatıyor.
Vahşiliğin hiçbir gücü ve kuvveti olmayan yaşlı bir insanı bu kadar iğrenç bir şekilde öldürecek dereceye ulaşabileceği bir gün bile aklına gelmeyen oğul Mübarek'in yaşadığı şok hâlâ yüzünden okunuyor. O korkunç manzarayı gördükten sonra Mübarek de Siyonist askerler tarafından saatlerce gözaltına alınıyor, kendisi ve ailesi babasıyla aynı sonu paylaşma tehlikesiyle karşı karşıya kalıyor.
Olayın başlangıcı
Filistin Enformasyon Merkezi'ne konuşan Mübarek o acı günde olanların tüm ayrıntılarını hatırlıyor. Geçtiğimiz Ocak ayının 8'i Perşembe günü sabahı uykudan uyanmış ve Gazze Şeridi'nin güneyinde ve Han Yunus'un doğusundaki El-Karara köyündeki mütevazı evinin penceresinden dışarıya, evinin doğu tarafında bulunan babasının evine doğru bakmıştı. Mübarek, o anı şöyle anlatıyor:
"Aralıklı silah sesleri duyuyordum. Bulunduğumuz bölgeye işgal güçlerinin girdiğini farketmemiştim. 72 yaşındaki babamın evinin bulunduğu yöne açılan doğu tarafındaki pencereden dışarı baktım. Elinde üzerine dayandığı bastonuyla ağır ağır yürüyerek bize doğru geliyordu. Beni görünce seslenerek ‘Size geliyorum’ dedi."
Yaşlı babanın düşüşü
Mübarek burada bir süre sustu. Eliyle babasının şehit olduğu yere işaret ediyordu. Daha sonra titreyen sesiyle anlatmaya devam etti:
"Babama 'Hoş geldin, buyur' derken yakın bir yerden ateş edildiğini duydum. Kurşunun koyun ağılının duvarına çarptığını ve babamın yere düştüğünü gördüm. Babamın yere düştüğünü gören eşim ve altı çocuğum bağırarak ağlamaya başladılar. Ben ise olanları anlatıp ambulans çağırmak için telefon ettim.
Evden çıkar çıkmaz aniden tam donanımlı işgal askerleriyle karşılaştım. Evin etrafını kuşatan zeytin ağaçlarının arasından çıktılar. M16 türü silahlarını üzerimize doğrulttular. Olduğumuz yerde durmamızı emrettiler. Daha sonra askerlerden ikisi bize doğru geldi ve ikisi de ilk düştüğü yerin birkaç metre ötesinde yatan babamın yanına doğru gitti. Başında durdular. Babam yüzüstü yatıyordu ve hâlâ ayağını devindiriyordu."
Mübarek, Siyonist askerlerle konuşmaya, ihtiyar babasının yaralı olduğunu ve ilkyardıma ihtiyacı olduğunu anlatmaya çalışır. Fakat sesini kesmesini ve bir daha konuşursa babasına yeniden ateş açacaklarını söylerler.
İdam
Mübarek o zor anları hatırlarken sesi daha çok titremeye başladı: "Bu arada Siyonist askerlerden birinin bir metreyi geçmeyen bir mesafeden babama silahını doğrulttuğunu ve ateş etmeye başladığını gördüm."
"Bir kaç dakika büyük bir şok yaşadım. Eşim ve çocuklarım gördükleri manzara karşısında bağrışarak ağlıyorlardı. Askerlere bağırmaya başladım. Yardım etmek için babamın yanına gitmeye çalıştım. O anda askerlerden biri silahıyla omuzuma vurarak beni geriye doğru itekledi. Sonra plastik şeritlerle ellerimi bağladılar. Beni, eşimi ve çocuklarımı 50 metre ötemizdeki komşumuz Süleyman Ebu Zahir'in evine götürdüler."
Siyonist askerler Filistinli Mübarek Eş-Şureyhi'yi, eşini ve çocuklarını komşularının evinde banyoya kapatırlar ve sabah saat 7'den gece yarısına kadar orada bırakırlar. Komşuları birkaç gün önce evi boşaltmıştır. Mübarek ve ailesi orada gün boyu aç kalır. Siyonist askerlerin ihtiyar adamı öldürdükleri gibi kendilerini de idam edeceklerini düşünerek korku dolu saatler geçirirler.
Daha önce işgal altındaki topraklarda çalıştığı ve işgalcilerin hapishanelerinde yattığı için İbranice bilen Mübarek Eş-Şureyhi, Siyonist askerlerden işittiklerini şöyle anlattı: "Komşumuzun evinde alıkonulduğumuz sürede Siyonist askerlerin kendi aralarında ölüler hakkında konuştuğunu duyuyordum. Askerlerden birinin "Onun da kafasına iki kurşun sıkın ve babasının yanına atıverin" dediğini işittim. Fakat Siyonist subaylardan biri onları engelledi ve bu düşüncelerinden vazgeçtiler."
Mübarek, Cuma günü sabahın ilk saatlerinde Siyonist askerlerin kendilerine evi terkedeceklerini haber verdiğini ve askerlerin kendileri gittikten sonra üç saat daha hiçbir yere kımıldamamasını söylediklerini, bu şekilde Siyonist askerlerin onu orada elleri bağlı vaziyette bırakarak evi terk ettiklerini anlatıyor.
Babanın cesedinin yanında
Mübarek Eş-Şureyhi sonrasını da şöyle anlattı: "Siyonist askerler evden çıkar çıkmaz eşimin yardımıyla ellerimdeki bağları çözdüm. Tek başıma evden çıktım. Saat yaklaşık 01:00 idi. Babamın yanına gittim. Hâlâ orada yatıyordu ve tüm vücudu kan içindeydi. İlk yardımda bulunmaya çalıştım fakat ne hareket ediyordu, ne de nefes alıyordu. Şehit olduğunu anladım. Babamın cesedini evine taşıdım ve yatağına koydum. Filistin Kızılay’ına bağlı ambulansı yeniden aradım. Fakat bana durum tehlikeli olduğu ve işgal güçleriyle koordine sağlanamadığı için olay yerine gelemeyeceklerini söylediler."
Bunun üzerine Mübarek babasının evinde babasının cesediyle birlikte kalır. Eşi ve çocukları ise hâlâ komşularının evindedir. Sabah saat yaklaşık 08:00 civarında işgal güçlerinin tamamen geri çekildeğinden emin olur. Ambulans nihayet olay yerine gelebilmiştir. Böylece şehid babasının cesedini hastane morguna gönderir. Hiçbir zaman unutamayacağı acı ve korku dolu bir gün geçirdikten sonra eşi ve çocuklarıyla evlerine döner.
|